Browsed by
Tag: Legatum Enstitüsü

Önemli olan ekonomi değil, cihanşümül tam bağımsız keyiflerdir!

Önemli olan ekonomi değil, cihanşümül tam bağımsız keyiflerdir!

Bu yazı 28.08.2014 tarihinde The Wall Street Journal Türkiye‘de yayınlanmıştır.


Ekonomi hayattır. Öyle derler. Hatta bunu öyle ciddiyetle söylerler ki sanki ekonomi üstünde yaşadığımız bir gezegenmiş de ne yaptığımızı, ne ettiğimizi ve dahi ahlakımızı belirliyormuş gibi bir hisse kapılırız. Faizler, vergiler, bütçeler falan filan… Sanki hayat bunlardan ibaretmiş gibi… Sorsanız, altyapı-üstyapı diyeni veya görünmez elden bahsedeni bile çıkar. Halbuki hayatta asıl önemli olan cihanşümül tam bağımsız keyiflerdir.

Bunu söylememin bir nedeni var elbet. Açıklayayım.

Dün, yazılarımdan birinde kullanmak için Londra’daki bir düşünce kuruluşu olan Legatum Enstitüsü’nün yayınladığı refah endeksini arıyordum. Google’a gerekli anahtar kelimeleri yazdım ve beni Legatum Enstitüsü’nün web sayfasına ulaştıracak bağlantıya tıkladım. Yaklaşık 1 saniye içinde 06.05.2009 tarihinde Mersin’deki bir mahkemenin aldığı bir kararla bu siteye erişimin engellendiğini öğrendim. Evet! Mersin’de bir mahkeme, Londra’daki bir düşünce kuruluşunun web sitesine erişimi engellemişti. Bu siteye ulaşmamızı katiyetle istemiyordu.

Karşıma çıkan kudretli web sayfası, Legatum Enstitüsü’nün web sitesi (li.com) hakkında bir “koruma tedbiri” olduğunu bana gururla bildiriyordu. Akla gelen soru şuydu: Mersin’deki bir mahkeme Londra’daki saygın bir düşünce kuruluşunun web sitesine erişimi neden engellemişti? Böyle bir şeyi neden yapmıştı? Bilemiyoruz. Çünkü bizi her türlü ahlaksızlıktan korumakla görevli devletimiz, bu siteyi neden kapattığını bize söylemeye gerek görmemişti. Artık kim bilir, bu Legatum Enstitüsü’ndekiler ne yaptılarsa, hangi müstehcen düşünceleri savundularsa bilmiyoruz, bilemiyoruz.

Tabii, çok da ukalalık etmemek lazım. Sonuçta, mahkeme kararının tarihi ve sayısı verilmiş. Sitenin neden kapandığını öğrenmek isteyen gider bazı bürokratik işlere girişir, öğrenir! Manasız dilekçeler yazmanızı engelleyen bir yasa veya yönetmelik olmadığına göre, oturup “bu siteyi niye kapattınız?” diye bir dilekçe yazıp, gereği için saygılarınızla arz edebilirsiniz! Hey hak! Devlet sizi bin türlü ahlaksızlıktan korumuş, sizi neden koruduğunu zahmet edin de kendiniz öğrenin!

Dedim ya, aslında amacım Legatum Enstitüsü’nün yaptığı çalışmayı inceleyip, bir yazı yazmaktı. Ama karşımda erişemediğim bir site dururken, yazı yazmak önemsiz bir problem gibi görünmeye başlamıştı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın koruması altında bir insan olarak yapabileceğim en güzel şey, sanırım, güven içinde keyfime bakmaktı. Sonuçta beni Legatum Enstitüsü’nden koruyan kamu kuruluşları vardı. Keyfime bakabilirdim! Beni daha önce Richard Dawkins’in web sitesinden ve WordPress-Youtube- Twitter belalarından koruyan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, şüphesiz ki Londra’daki bir düşünce kuruluşunun bana zarar vermesine, keyfimi kaçırmasına izin vermezdi!

Biraz durdum. Keyfime baktım. Keyfim yerinde değil gibiydi. Kaçmıştı veya kaçırılmıştı. Aramaya başladım. Devletimizin bunca dikkat ve özenine rağmen keyfim nereye kaçmış olabilirdi? Belli ki amacı ve maksadı belli birileri, bazı malum odaklarla iş birliği yaparak keyfimi kaçırmıştı. Muhtemelen bu kaçırma olayıyla ilgili bir yayın yasağı olduğundan, çok sevgili basınımız kaçırılan keyifleri haber yapamıyordu. Bu tabii ki kaçan keyiflerin bir an önce sağ salim eve dönmesi için alınması gereken zorunlu bir önlemdi. Başka türlüsü düşünülemezdi!

Bunları düşünürken, birden paralel otobüs şoförünü hatırladım. Keyfimi o kaçırmış olabilirdi. Belediye otobüsünün şoförünün keyfimi nasıl kaçırmış olabileceğini düşündüm. Daha birkaç gün önce bindiğim otobüsün şoförü, büyük ihtimalle birilerinden aldığı bir talimatla, yolda durup kesmece karpuz satan bir kamyonetin arkasından irice bir karpuz satın almıştı. Ancak bununla da yetinmemişti. Bu olaydan birkaç dakika sonra, yolcularla dolu otobüsü sağa çekip yolun karşısındaki büfeden bir koşu bir şeyler almıştı. O an saflık edip, belki biz yolculara bir sürpriz yapacak, karpuz kesecek ve hatta belki de bizi son duraktaki bir mangal partisine davet edecek diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Kandırılmışım. Belli ki o otobüs şoförü kaybolan gençliğimi çaldığı gibi kim bilir o gün gayet de yerinde olan keyfimi nerelere kaçırmıştı!

İşte Londra’da ikamet eden ve hain olması kuvvetle muhtemel bir düşünce kuruluşunun engelli web sitesine bakarken, bu şekilde, toplu taşıma sistemindeki paralel yapının keyfimi kaçırma darbe planını ele geçirmiştim. Karpuz alınacak, daha sonra büfeden naylon bir poşet içinde bir şeyler alınacak ve bu sırada dikkati dağılan yolcuların keyfi kaçırılacaktı. Bir otobüs dolusu insan bu sinsi planın sonucunda keyfimizi kaybetmiştik. Yayın yasağı olduğu için de keyfimizin kaçtığının farkında bile değildik!

Biraz düşününce ortaya şu çıkmıştı: Kural tanımayan bir otobüs şoförü, keyfimizi kaçırarak üretkenliğimizi düşürmüş ve ülke ekonomisine zarar vermeye çalışmıştı. Belli ki ben de farkında olmadan kandırılmıştım ve Londra’daki bir düşünce kuruluşunun hazırladığı refah endeksinden medet umar hale gelmiştim; getirilmiştim! Şimdi fark ediyorum ki, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın koruma tedbiri ile daha fazla kandırılmaktan korunuyordum.

Korunuyordum ama bu Legatumcuların ne dediğini de iyice merak etmiştim. Bir Google araması daha yaptım ve bu sefer yaptıkları çalışmaya ulaştım. Kim bilir hangi amaçlarla, başka bir sitede daha yayınlanmıştı! Bu çalışmaya göre Türkiye, refah sıralamasında 142 ülke arasında 87. sıradaydı. Durumumuz pek de iyi görünmüyordu. Daha da fenası bu sözde kuruluş, Türkiye’yi kişisel özgürlükler sıralamasında 130. sıraya yerleştirilmişti. 142 ülke arasında 130. sıradaydık. Sona yarışıyorduk! 2011’de 95. sıradayken, 2013’de 130. sıraya gerilemiştik. Yani, amacı ve maksadı belli bu düşünce kuruluşu, ülkemizde refahın, diğer ülkelere kıyasa, düşük olduğunu iddia ettiği gibi, bir de kişilerin özgür olmadığını, özgürlüklerin gitgide azaldığını iddia ediyordu. Birileri yine yapacağını yapmıştı!

Otobüs şoförünü düşündüm. Özgür olmayan bir ülkede insan istediği her yerde durup kesmece karpuz alabilir miydi? Peki ya yolcu dolu bir otobüsü sağa çekip, büfeden alış veriş edebilir miydi? Edemezdi. Peki, o zaman bu Legatum Enstitüsü neyin peşindeydi?

Lütfen kimse gücümüzü sınamaya kalkmasın, keyfimizi kaçırmasın. Ekonomi falan bunlar o kadar da önemli değil. Önemli olan cihanşümül tam bağımsız keyiflerdir. Düşünce kuruluşlarına sesleniyorum: Endeks hazırlama adı altında keyfimizi kaçırmayın. Refahımızı da endeksini de hepimiz sizden iyi biliriz!

Moody’s, sen de bir rahat dur! Şaşırma! Keyfimizi kaçırma!