TEK DERSTE TÜRKİYE EKONOMİSİ

TEK DERSTE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Sadece gerçeği anlamaya çalışın: Aslında kriz yok!

Siyasetçilerden feyz alıp, ekonomide kriz yok yazısı yazdım:

Bugün neresinden bakarsanız bakın, bir varil petrol, Bodrum Torba’da satılan bir tost bir ayrandan daha ucuz. Dolayısıyla, amacı ve maksadı belli birileri ne derse desin, ekonomimiz gayet sağlam. Torba’daki fiyatlar da bunun en güzel kanıtı. Demek ki talep var. Talep olmasa kime satacaklar? Sonuç olarak her şey arz ve taleple belirleniyor.

Talep varsa, inşallah ekonomimiz arzını da yaratır. Tabii tersi de olabilir. Yani bugün arz noktasında bir şeyler yapılıyorsa, o da talebini bulur. İnşaat mesela. Çok ev var. Alan alıyor. Nasıl alıyor diye soran yok. Demek ki para var, demek ki vatandaşımız ev alma noktasında sıkıntı çekmiyor.

Bakın, dünyada piyasalar freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı giderken, Türkiye istikrar noktasında gerekeni yapıyor. Kimse ekonomimizin gücünü sınamaya, test etmeye veya çoktan seçmeli sınava tabii tutmaya kalkmasın.

Duble yol yapma noktasında geldiğimiz nokta malum. Biliyorsunuz her sene duble yolun bir kısmını kapatıp öbür tarafını yeniden yapıyoruz. Tatilcilere sorun, iki yönü açık duble yol göremezler, bulamazlar. Çünkü yol çalışmaları hiç durmadan sürüyor.

İnşaatlar da maşallah boy boy yükseliyor. Sektörümüz güçlü. İnanmayan İstanbul’un siluetine baksın. Artık bugün geldiğimiz noktada her ‘selfie’de bir gökdelen yükseliyor. Kare kare geleceğin fotoğrafını çekiyoruz. Yakında inşallah Instagram’da paylaşacağım.

Endişelenmek isteyen varsa, küresel piyasalar için endişelensin! Türkiye’yi bu işe karıştırmayın. Vix endeksi diye ne idüğü belirsiz bir şey çıkarmışlar. Ona bakıp ortalığı velveleye getiriyorlar. Bunların Vix’i, bizim sırta sürülen viks gibi bir şey değil ha! Korku endeksi diyorlar. İşte bunlar buna bakıp “vah vah vah” diye dövünüyorlar.

Türkiye’nin böyle bir endeksi, böyle bir derdi, korkacak bir şeyi yok. Bir takım medya, yirmi dört saat piyasaları takip ediyor, nerede bir olumsuzluk, nerede bir musibet varsa hemen manşet yapıyor. Yok efendim krizmiş, yok efendim piyasalar çöküyormuş… Neredeyse ben bile inanacağım. Ama bakın her gün dolar rekor tazeler mi? Ama bunların gazetelerine bakarsanız, dolar her gün rekora koşuyor. Böyle bir şey olabilir mi?

Şimdi bir de isim takma modası başladı. Kara Pazartesi diyorlar. Bakın buldukları isim Kırmızı Pazartesi’ye ne kadar benziyor. Bir endişe yaratma gayreti içindeler! Çin’de başlayan, ABD ve Avrupa borsalarında devam eden bir çöküş bu. Bizi de biraz etkilemiş olabilir ama teğet geçer.

Sonuç olarak, tarihsel olduğu kadar geometrik olarak da güçlü bir ekonomimiz var. Teğetle dans edilmez. Türkiye teğetin kitabını yazmış bir ülkedir. 2008’den hatırlayacaksınız. O zaman da aynı panik havası yaratılmaya çalışılıyordu. Sonuç olarak ne oldu? Üçüncü havalimanı son hızıyla yapılıyor.

Şimdi ekonomimiz neden sağlam? Çünkü biz bunlara prim vermedik. Projemiz neyse yaptık. Sözümüzü tuttuk. Kulak asmadık. Burun kıvırmadık. Bazıları gibi gerdan germedik. Şimdi de öyle olmaya devam edecek. Bakın güven çok önemli. Ekonomi demek güven demek. O yüzden ekonomiye güvenin, gerisini düşünmeyin. Ama dolara güvenmeyin! O noktada spekülatif, manipulatif, bir şeyler var. İnceliyoruz.

Erken seçim belirsizlik yarattı diyenler var. Sanki demokrasilerde seçim yapılması garipmiş gibi bir hava yaratılıyor. Demokrasi demek sandık demek. Kaç kere gidilmesi gerekiyorsa gidilecek. Bu olmazsa, önümüzdeki erken seçimlere bakacağız. Ne gerekiyorsa yapılıyor.

Sonuçta ekonomi için erken seçim falan bunlar hep geçici şeyler. Ama bakın bazı şeyler şakaya gelmez. Diyanet dergisinde yazıyor. Jedilik almış başını yürümüş. Bu Jedilik tehdidini yok sayıp, yok efendim ekonomide kriz geliyor falan demek kadar sorumsuz bir davranış olabilir mi? Jedilik konusunda bir komisyon kurduk. Gerekirse Jedilik vergisi getireceğiz. O noktada kimsenin şüphesi olmasın.

Cep telefonlarına da vergi getirecektik ama küresel sermaye karşı çıktı. Yüzde yüz yerli telefondan çekiniyorlar. Ama bunun otomobili var, gemisi var, uçağı var. Bir yerden böyle bir çıkış yapacağız. Sonuç olarak teknoloji noktasında da iPhone falan bunlar atla deve değil. Gerekli çalışmaları yapıyoruz.

Bakın elektrikli araba üreten adam var: Elon Musk. İşte bu adam nasıl sürekli inovasyon yapıyor, nasıl hiç durmadan yenilik yapıyor, bir komisyon kurduk, inceleyecek. Gerekiyorsa Amerika’ya da gidilebilir. Yerli bir Elon Musk için prototip çalışmalarına başlandı. En yakın zamanda halkımızın beğenisine sunacağız.

Bakın Merkez Bankası’nın da sadeleştirmeye gitmesi söz konusu. Bunları yapıyoruz. Önceden Merkez Bankası ne yapıyordu, anlaşılmıyordu. “Faizi değiştirmedim” deyip, çaktırmadan arttırıyordu. Ancak üç-beş gün sonra ne yaptığını anlıyorduk. Şimdi her şey anlaşılır olacak. Öyle koridorlar falan olmayacak. Bir tek faiz olabilir. O da düşecek. Bugün olmaz, yarın olur. Ama bu noktada faiz artsın diye baskı yapmak samimi değil. Biz samimiyetle faizi düşer diyoruz. Dinleyen yok.

Bir de büyüme düştü diyorlar. Beş diyorduk, dört oldu. Dört derken üçü gördük. Şimdi bence üç olur. Ama iki olsun, bir olsun, bunlar da olabilir. Sonuç olarak ekonomi büyüyor mu? Büyüyor. Yani neyin yaygarası yapılıyor anlamak mümkün değil! Ekonomi büyüyorsa, sorun nedir?

Türkiye tabii ki büyüyecek. Fıtratında var. Kimse bunun önüne geçmeye çalışmasın. Zaten ekonominin büyümesi için okulları biraz daha tatil ederek turizm sektörüne gerekli katkıyı yaptık. Şimdi kredi kartına taksit sınırlamasında da, her talep kendi arzını yaratır ilkesiyle, bir gevşemeye gideceğiz. Vatandaş özgürce taksitlendirecek. Tabii yerli ürün alsınlar diyoruz. Bakın ben yerli telefon kullanıyorum. Bundan alın. Çok güzel. Zil sesi çayda çıra şeklinde çalıyor. İnşallah yerli Elon Musk da Türkçe konuşacak. Cari açıktan böyle böyle kurtulacağız.

Ne diyorduk? Petrol fiyatı düştü. Düşüyor. Benzin fiyatına yansır mı soruları var. Yansımaz. Vatandaşa böyle şeyleri yansıtmayız. Çünkü istikrar önemli. Bugün benzin neyse yarın da o. Vatandaş ne ödediğini bilsin. Ama belki seçimden önce birkaç kuruş falan indirim olabilir. O noktada çalışmalara başladık. Altının fiyatı artabilir. O normal. Bu da düğünler falan, bu aralar malum gençlerimiz dünya evine giriyor. Talep yönlü bir olay. Ekonomi böyle işliyor.


Bu yazı 25.08.2015 tarihinde Busines HT’de yayınlanmıştır.


Görsel: Susanne Nilsson

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *