İNTERNETİN NERESİNDEYİZ?

İNTERNETİN NERESİNDEYİZ?

Yazıyla ilgili kısa açıklamayı okumak için buraya tıklayın!

Bu yazıdaki istatistiklerin güncellenmesi gerekiyor. OECD’nin 2013 aralık verisi ve Dünya Bankası 2013 verisi şu anda mevcut (ben bunu yazarken yoktu). Ayrıca, TÜİK de Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması‘nı (2014) yayınladı. TÜİK’in son çalışması İnternet ve bilgisayar kullanımının arttığını gösteriyor. Yayınlanan bu son çalışmalarda bu yazıda söylediklerimle çelişen bir şey yok. Tabii son istatistikleri de ekleseydim daha güzel olurdu, orası doğru. Son olarak bu yazı, bir blog yazısı olarak biraz uzun oldu. Eğer okumaya üşenirseniz yazının özeti şu: Evet Türkiye’de İnternet gelişti ama o kadar da değil 🙂

İnternet yasakları hayatımızın bir parçası oldu. Twitter yasaklandı. O açıldı, Youtube gitti. Youtube’a girmeye tam başlamıştık ki, Google+’a erişimin engellendiğini öğrendik… Anayasa Mahkemesi, verdiği kararlarda, bu tür yasakların ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığını ve belirgin bir kanuni dayanağa sahip olmadığını söylüyor. Buna rağmen, TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) “idari tedbir” kararları ile sitelere erişimi engellemeye devam ediyor. Engelliweb verilerine göre bugüne kadar 48 bin 914 siteye erişimi engelleme kararı alınmış.

İnternet yasakları Türkiye’deki İnternet kullanıcılarının İnternet okur-yazarlığının artmasına neden oldu. Kullanıcılar, DNS ve proxy ayarlarını değiştirme, TOR gibi yasakları aşan tarayıcıları kullanma ve VPN kurulumu yapma konusunda önemli beceriler elde etti. Türkiye’deki İnternet kullanıcıları, İnternete özgürce gezinme becerisini elde etmiş olmalarına rağmen, yasakçı zihniyeti eleştirmeye devam ediyor. Sosyal medyada her yasak sonrası yükselen sesleri takip edenler, bu eleştirilerin oldukça ağır olduğunu muhtemelen biliyordur.

Tabii, İnternet yasaklarını savunanlar ve gerekli olduğunu söyleyenler de var. Bu tür yasakların diğer ülkelerde de olduğunu, aslında bu yasakların İnternet kullanıcılarını koruduğunu iddia edenlerin sayısı az değil. Yasakları savunanlar veya çok da önemsemeyenler sık sık Türkiye’de İnternet’in çok geliştiğini de ifade ediyor. Yasakçı bir zihniyetin olduğu bir ortamda İnternet’in bu kadar gelişemeyeceğini söylüyorlar. Bu kısa notun amacı, işte bu son iddiayı kısaca değerlendirmek.

Sorumuz şu: İnternette dünyanın neredeyiz? Gerçekten o kadar geliştik mi? Gelin bir bakalım.

Temel Soru

İlk önce not etmek gerekir ki, İnternet’te içerik engellemeleri aslında gelişmiş ülkeler dâhil birçok ülkede var olan bir durum. Ne var ki, Türkiye’deki erişim engelleri iki nedenle önemli. Birincisi, erişime engellenen site sayısı çok fazla. İkincisi ve daha önemlisi, erişim engellerinin çoğu herhangi bir mahkeme kararına gerek görülmeden TİB’nın (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın) “idari tedbir” kararları ile uygulanıyor. Yukarıda belirttiğim gibi, Engelliweb verilerine göre bugüne kadar 48 bin 914 siteye erişimi engelleme kararı alınmış. Bu durum haklı olarak Türkiye’deki internet kullanıcılarını rahatsız ediyor. Yakın zamanlarda çıkan, İnternet trafiğini izleyecek teknik donanımlar için ihale şartnameleri hazırlandığı ile ilgili haberler de Türkiye’de internetin geleceği ve kişisel verilerin gizliliği konusunda ciddi bir endişe yaratıyor. Türkiye’de bir kesim, tüm bu gelişmelerin yasakçı bir zihniyetin tezahürü olduğunu düşünüyor. Tabii buna itiraz edenler de var.

İnternet yasaklarının, yani sitelere erişimin engellenmesinin, genel olarak yasaklayıcı bir zihniyeti temsil etmediğini savunanlar, argümanlarını kanıtlamak için Türkiye’de İnternet’in ne kadar geliştiğini anlatıyorlar. Tez şu: yasakların yaygın olduğu bir ortamda İnternet bu kadar gelişemezdi.

Örneğin bir gazetede İnternet yasaklarına karşı şu argümanlar sıralanıyor:

  • 2002’de genişbant İnternet abone sayısı 20 bindi. Bugün yapılan milyar dolarlık altyapı yatırımları sayesinde 34 milyona ulaştı.
  • Türkiye’de toplam İnternet abone sayısı 32,6 milyona, mobil İnternet kullananların sayısı 24,1 milyona ulaştı.
  • Okullara 1 milyondan fazla bilgisayar yerleştirildi.
  • Genişbant bağlantılı okul sayısı 50 bine yaklaştı.
  • Fiberoptik İnternet ağı 2013 sonu itibarıyla 228 bin kilometreye yaklaştı.
  • Eğitimde ‘tablet bilgisayar’ çağı başladı; 163 bin tablet bilgisayar öğrencilere dağıtıldı, bu rakam 675 bine çıkarılacak. Nihai hedef, 10 milyon 600 bin öğrenci ve öğretmene ücretsiz tablet bilgisayar vermek.

Argüman özetle şöyle: ‘Son dönemde Türkiye’deki İnternet abone sayısı ve İnternet kullanıcı sayısı kat be kat arttı. Bu da Türkiye’de İnternet yasakçısı bir zihniyetin olmadığını gösteriyor.’ Bu argümanın örtük bir varsayımı var, o da şu: ‘Türkiye’de İnternet, dünyadaki benzer örneklere kıyasla daha fazla gelişmiştir.’ Çünkü, böyle olmadığını varsayarsak, Türkiye’de İnternet’in gelişimini engelleyen (mesela, yasaklar gibi) bir şeylerin olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Belirtmek gerekir ki, erişim engellerini sadece İnternet’in geliştiğini söyleyerek savunmak, normalleştirmek mümkün değildir. Yasakların gerçekliğini sadece aşağıdaki haritaya bakarak görebiliriz:

001Kaynak: Mother Jones

Yukarıda özetlenen argüman, geçerli bir argüman değil. Var olan sorunun aslında olmadığını, konuyla ilgisiz başka başarıları göstererek ispatlamaya çalışmak, Türkiye’de çok yaygın olan sorunlu bir akıl yürütme biçimine örnek teşkil ediyor. Yine de İnternet yasaklarını savunmakta kullanılan bu “İnternet’in çok geliştiği” argümanının ne kadar doğru olduğuna bir bakmakta fayda var. Bu yazının amacı, yasakları değil, yasaklarla ilgili tartışmalarda öne sürülen bu “ama internet çok gelişti” argümanını incelemek.

Yasaklara rağmen İnternet gelişmiş mi? Geliştiyse ne kadar gelişmiş? İnternet kullanıcı sayısı ve İnternet’in ulaştığı hane sayısı gerçekten dünyada eşi benzeri görülmez bir biçimde artmış mı?

İnternet Abone Sayısındaki Çarpıcı Artış

TÜİK’in verilerine göre İnternet abone sayımızda çarpıcı bir artış var. Yukarıda bahsettiğim argümanın temelini de bu artış oluşturuyor. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor.

002

2001’den 2012’ye İnternet abone sayısındaki artış gerçekten çarpıcı. Ancak not etmek gerekir ki, yukarıdaki grafik mobil genişbant İnternet aboneliklerini de içeriyor. Mobil İnternet abonelikleri, İnternet’in gelişimi açısından önemli olsa da, İnternet kullanımıyla ilgili yanıltıcı bilgi verebilir. Örneğin, yukarıdaki grafikteki abone sayısı, 1 aydan daha az süreli mobil İnternet aboneliklerini de içeriyor. Bunları çıkardığımızda, 2012 için abone sayısı yaklaşık 20 milyona düşüyor.

Tüm mobil aboneleri çıkardığımızda ise gerçek tablo ortaya çıkıyor. 2012 yılında mobil hariç İnternet abone sayısı yaklaşık 8 milyon. Neden mobil İnternet’i dışarda bırakıyorum? Nedeni basit: mobil veri kullanımı, sabit İnternet’tekinin sadece yüzde 4’ü kadar.[1] Bu sebeple, mobil İnternet abone sayısı çok olsa da İnternet kullanımı ile ilgili sağlıklı bilgi vermiyor.

Aşağıdaki tabloda, İnternet aboneliklerinin dağılımı açık bir şekilde görünüyor. En çok xDLS abonesi var. Fiber İnternet hızla büyüyor olsa da, fiber İnternet abonesi hala çok az.

003

Görüldüğü gibi, detaylara biraz bakınca, ilk baştaki çok parlak tablo biraz ortadan kalkıyor ama her şeye rağmen Türkiye’de İnternet hızla gelişiyor. Türkiye “dijital devrime” en başından dâhil olan zengin bir ülke değil.  O yüzden bazı kullanıcıların İnternet’le mobil ortamda tanışması olumsuz bir durum değil.  Dünya genelinde de mobil İnternet kullanıcısı sayısı sabit genişbant kullanıcısına göre çok daha hızlı artıyor. Yine de yukarıda belirttiğim gibi Türkiye’de mobil veri kullanımının düşük olmasını da göz önüne alarak değerlendirme yapmakta fayda var.

Gelin şimdi Türkiye Dünya’nın neresinde ona bir bakalım.

Türkiye ve Dünya Ortalaması

İlk olarak, Türkiye’deki İnternet kullanıcısı oranını Dünya ortalaması ile kıyaslayalım. İnternet kullanıcı oranı, her 100 kişiden kaçının İnternet kullandığını gösteriyor. Bunun İnternet abone sayısından farklı bir şey olduğunu not etmekte fayda var. Abone sayısı kaç abonelik olduğunu gösteriyor. Kullanıcı oranı ise 100 kişiden kaçının İnternet’e erişimi olduğunu. İnternet kullanıcı oranına baktığımızda, Türkiye’de her 100 kişiden kaçının İnternet’e erişimi olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor. Grafikte görüldüğü gibi, Türkiye’de İnternet kullanıcısı oranı, Türk Telekom özelleştirmesinden sonra dünya ortalamasının üzerine çıkmış.

004

İnternet kullanıcı oranının artması, güzel bir haber. Ne var ki, özelleştirmenin sağladığı ivmelenmeden sonra İnternet kullanıcı oranımızdaki büyüme dünya ortalamasıyla benzer bir şekilde seyretmiş. Yani 2008’den sonra İnternet’imiz ortalama bir şekilde büyümeye devam etmiş. Yani bir ara dünya ortalamasından hızlı gelişmiş olsak da genel olarak dünya ortalamasıyla benzer bir hızda gelişiyoruz.

Türkiye ve İnterneti az gelişmiş ülkeler

Aşağıdaki tablo bizden daha kötü durumda olan bazı ülke grupları ile Türkiye’yi karşılaştırıyor. Tabloda görülebileceği gibi, 2001-2012 arasında Türkiye’de İnternet kullanıcısı oranı artarken, diğer ülkelerde de benzer bir gelişme olmuş. Mesela, Latin Amerika ve Karayipler’de İnternet kullanıcısı oranı neredeyse Türkiye’deki kadar artmış. Üst-orta gelir grubundaki ülkelerde de İnternet kullanıcısı oranı hızla artmış.

Özetle, durumumuz bu ülke gruplarına göre iyi olmasına rağmen, İnternet kullanıcı sayısındaki artışın bize özgü bir durum olduğunu söylemek oldukça zor.

005

Şimdi karmaşık bir grafikle 2001 yılında İnternet kullanıcı oranı düşük olan ülkelerle kıyaslandığında nasıl bir gelişme göstermişiz ona bakalım. Grafik sizi korkutmasın. Açıklayacağım.

Aşağıdaki grafikte her çizgi bir ülkeyi temsil ediyor. Kırmızı çizgi ise Türkiye. Görüldüğü gibi 2001 yılında tüm ülkelerde İnternet kullanıcı oranı düşük. Yıllar ilerledikçe kullanıcı oranları artıyor. Çok az gelişmiş ülkelerin de yer aldığı bu grafiğe baktığımızda şunu görüyoruz. Türkiye’de İnternet kullanımı 2001’den bu yana, pek çok ülkeden daha hızlı bir şekilde artmış. Ancak, bu gözlemi yaparken, bu ülkeler arasında az gelişmiş ülkelerin de olduğunu unutmamak gerekiyor.

006

Grafiğe daha detaylı bir şekilde baktığımızda şu sonuçlar ortaya çıkıyor: 2001 yılında İnternet erişimi Türkiye’den kötü olan pek çok ülke, 2012’de Türkiye’nin önüne geçmiş. 2001 yılını başlangıç noktası olarak kabul edersek, birinci olarak başladığımız yarışı, 2012’de 20. olarak tamamlamışız.

2001 yılında İnternet kullanımı düşük olan ülkelerin çoğunda İnternet kullanımı artmış. Grafikte listelenen 122 ülkenin 19’unda ise İnternet kullanımı Türkiye’dekinden daha fazla artmış. Azerbaycan, Makedonya, Fas, Arnavutluk, Kazakistan, Kolombiya ve Gürcistan gibi ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki gelişmenin yeterli seviyede olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor.

2001 yılında İnternet kullanıcısı oranı Türkiye’den düşük olup, İnternet kullanıcısı oranı Türkiye’den fazla artan ülkeleri aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. [2]

008

Benzer bir karşılaştırmayı, sabit geniş bant abonelerinin sayısına bakarak yapabiliriz. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi, Türkiye, Yunanistan, Uruguay, Trinidad ve Tobago, vb. gibi ülkeler 2002 yılında hemen hemen aynı durumdaymış. Ne var ki, 2012 yılında bu ülkelerin hepsi Türkiye’den daha fazla sabit genişbant aboneliğine sahip olmayı başarmışlar.

009

Özetle, İnternet’i fazla gelişmemiş olan ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye’nin durumu ilk bakışta görüldüğü kadar parlak değil. En azından şunu söyleyebiliriz: Türkiye’de İnternet erişimi önemli bir gelişme göstermiş olsa da, bu gelişme olağan dışı bir durum değildir. Türkiye’nin bazı ülkelerden daha hızlı geliştiği söylemek yanlış değildir. Ancak, 2012 yılına gelindiğinde Türkiye, 2001 yılında İnternet kullanımı kendisine benzer olan pek çok ülkenin de gerisinde kalmıştır.

Bu gözlemlere getirilebilecek haklı bir eleştiri şudur. Nüfusu ve yüzölçümü Türkiye’den hayli küçük olan ülkelerde internetin yaygınlaşması göreli olarak daha kolay olacaktır. Benzer bir şekilde kişi başına geliri Türkiye’den yüksek olan ülkelerde internetin daha hızlı gelişmesi normal karşılanabilir. Hatta kişi başına geliri Türkiye’ninkinden daha az olan ülkelerinde daha hızlı gelişebileceği iddia edilebilir. Bu itirazların her birinde doğruluk payı vardır. Ne var ki, bu yazıda sorduğumuz soru Türkiye’nin olağandışı bir başarı gösterip göstermediğidir. Bu sebeple, bu yazıda sıra dışı bir durumun olup olmadığını incelemekle yetineceğim. Yine de nüfus ve kişi başına gelirle ilgili muhtemel eleştirileri de dikkate almak için Türkiye’deki sabit genişbant kullanımını, nüfusu ve kişi başına geliri Türkiye’ye benzeyen ülkelerle karşılaştıralım.

İlk önce Türkiye’yi yüksek nüfuslu ülkelerle karşılaştıralım. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor. Tabloda nüfusu 50 milyonun üzerinde olan ülkelerde her 100 kişi için sabit genişbant abınelikleri gösteriliyor. Grafikte ilk göze çarpan şey şu: Fransa, Güney Kore, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde sabit genişbant internet kullanım oranı 2002’den beri Türkiye’nin çok üstünde. Üstelik Türkiye’nin geçen zaman içinde aradaki farkı kapattığını söylemek de zor. Bunu, biraz sonra daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağım. Buna ek olarak 2012 yılında Türkiye’nin, Meksika, Çin ve Rusya’nın da gerisinde yer aldığını görüyoruz. Grafik, Türkiye’nin Türk Telekom özelleştirmesinden sonra yakaladığı hızlı gelişmeyi sürdüremediğini de gösteriyor. 2012 yılında Türkiye’nin 2006-2009 arasında geçtiği ülkelerin gerisinde kaldığını görüyoruz.

010

Referans olması için aşağıdaki tablo 2012 yılı için yukarıda bahsi geçen ülkelerin nüfuslarını ve her 100 kişi için genişbant abonesi oranlarını gösteriyor.

011

 

Şimdi de kişi başına geliri 7 bin dolardan fazla ama 14 bin dolardan az olan ülkelere bakalım ve 2012 yılında kişi başına geliri 10 bin doların biraz üzerinde olan Türkiye’nin bu ülkelere göre ne durumda olduğuna bakalım. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor. Türkiye, 2002 yılında 29 ülke arasında 15. sıradaymış. 2012 yılında da 15. sırada. Yani 10 yılda yeri değişmemiş. Ne var ki, Türkiye, 2006 yılında yaptığı atılımla, sıralamada yükselmiş, 2007 yılında 9. sıraya gelmiş. Ne var ki, bu hızlı gelişmeyi sürdüremeyerek, 2012 yılında tekrar sıralamada başladığı yere dönmüş. Hangi veriye bakarsak bakalım, benzer bir sonuç ortaya çıkıyor. Türkiye’de internet bir dönem ortalamanın üstünde büyümüş ama daha sonra özelleştirme ile sağlanan bu atılım yerini ortalama ve ortalamanın altında bir gelişmeye bırakmış. Özetle, Türkiye’de internetin olağanüstü bir şekilde geliştiğini söylememize neden olacak bir durum yok.

012

Son olarak, daha parlak bir resim görmek umuduyla 2012’deki kişi başına geliri Türkiye’ye yakın olan ülkeleri Türkiye ile karşılaştıralım. Kişi başına geliri 11,6 bin dolar olan Şeyşeller, 9,8 bin dolar kişi başına gelire sahip Meksika ve 9,7 bin dolar kişi başına gelire sahip Lübnan 2012 yılında 10,6 bin dolar kişi başına gelire sahip Türkiye’ye göre her 100 kişi için daha fazla sabit genişbant aboneliğine sahipler. Her üç ülke de son yıllarda Türkiye’yi geriden gelip yakalamışlar.

Hâlbuki Türkiye 2006-2010 arasında sabit genibant aboneliklerinde bu ülkeler arasındaki lider ülkeymiş. Yani, Türkiye 2006’dan sonra yakaladığı başarıyı sürdürememiş. Türkiye yarışa 6. Olarak başlamış. 2006 yılında birinciliğe yükselmiş. 2010’a kadar bu pozisyonunu korumuş. 2011’de 3.’lüğe, 2012’de ise 4.’lüğe gerilemiş. Özetle, 2006 yılında yakalanan başarı takdire şayan ama bu başarının sürdürülebilmiş olduğunu söylemek oldukça zor.

013

İnternet altyapısındaki gelişmenin ne kadar yeterli olduğunu görebilmek için Türkiye’yi gelişmiş ülkelerle de kıyaslamak faydalı olabilir. Şimdi, şu soruyu soralım: Bulunmak istediğimiz ligdeki ülkelerle kıyaslarsak Türkiye’de İnternet’in durumu nedir?

Türkiye ve İnterneti gelişmiş ülkeler

Türkiye’deki İnternet kullanıcısı oranını OECD ülkelerinin ortalaması ile karşılaştıralım. Aşağıdaki grafik, durumu özetliyor. OECD ülkeleriyle kıyasladığımızda durumumuz o kadar da parlak görünmüyor. Evet 2001’den bugüne İnternet’imiz hayli gelişmiş ama OECD ülkelerinde de benzer bir gelişme olmuş. Dolayısıyla aramızdaki fark kapanmamış. OECD ülkelerinde İnternet kullanıcısı oranı 2001 yılında %33,5’miş, bizde ise %5,2’ymiş. Yani arada 28,3 puanlık bir fark varmış. 2012 yılında ise OECD ülkelerinde İnternet kullanıcısı oranı %73,3 olmuş, bizde de %45,1. Aradaki fark %28,2. Yani farkı sadece 0,1 puan kapatabilmişiz.

014

Türkiye’yi Avro bölgesi ile kıyasladığımızda farkın açıldığını görüyoruz. Avro bölgesi ülkeleri 2001’de %27,7’lik bir kullanıcı oranından %75,8’lik bir kullanıcı oranına ulaşmış. Türkiye ile Avro bölgesi arasındaki fark, 22,5 puandan 30,7 puana çıkmış. Aşağıdaki tablo gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki İnternet kullanıcı oranının nasıl geliştiğini özetliyor.

015

Gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda 2001’den bugüne nasıl bir gelişme gösterdiğimizi aşağıda grafik özetliyor:

016

OECD ülkeleri ile kıyasladığımızda başka alanlarda da çok iyi durumda değiliz. Örneğin, 2013 yılında her 100 kişi için genişbant (sabit) İnternet aboneliklerine baktığımızda Türkiye’nin en sonda yer aldığını görüyoruz. Bizi, Meksika, Şili ve Slovakya takip ediyor. Bu konuda en gelişmiş ülkeler, İsviçre, Hollanda ve Danimarka. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor.

017

Kablosuz genişbant aboneliklerine baktığımızda da benzer bir durum görüyoruz. Bu alanda en sonda değiliz ama Meksika ve Macaristan’ın ardından sondan üçüncü sıradayız. İlk sıralarda yer alan ülkeler, sırasıyla, Avusturalya, Finlandiya ve İsveç. Aşağıdaki grafik durumu özetliyor.

018

Son olarak ilan edilen ortalama İnternet hızlarını karşılaştıralım. Aşağıdaki grafik durumu söze yer bırakmayacak şekilde özetliyor.

019 

İlan edilen değil de ortalama hızlara bakarsak durum çok değişmiyor. Ancak, geçen yıl içinde Türkiye’de internet bağlantı hızlarının arttığını ve iyileştiğini de not etmek gerekir. 2014 yılının ilk çeyreği itibariyle, Türkiye dünya ortalaması olan 3,9Mbps’nin biraz üzerinde 5Mbps’lik bir ortalama hıza sahip. Bu hız, Hollanda, İsviçre gibi ülkelerdeki hızın yarısından daha az.

020 

Sonuç

Başta da belirttiğim gibi, “Türkiye’de İnternet çok gelişti, öyleyse İnternet’i yasaklayan bir zihniyetin varlığından söz edemeyiz” gibi bir argüman savunulabilir bir argüman değildir. Buna rağmen Türkiye’de İnternet’in ne kadar geliştiği sorusu önemli bir sorudur.

Bu kısa değerlendirme notunda, karşılaştırmalı olarak bakıldığında Türkiye’de İnternet’in öyle olağanüstü bir şekilde gelişmediğini gördük. Türkiye’de İnternet kullanımı özelleştirme sonrası kısa bir dönem dışında dünya ortalamasına benzer bir şekilde artmış. Ancak bu artış, Türkiye’nin 2001’de benzer durumda olduğu pek çok ülkenin gerisinde kalmasını engelleyememiş. Üstelik, Türkiye övgüyle anlatılan bu gelişme sonucunda gelişmiş ülkelere yaklaşmayı da başaramamış.

Bütün dünyada İnternet alt yapı yatırımları ve İnternet kullanımı artarken, Türkiye’de alt yapı yatırımlarının ve İnternet kullanımının artmaması çok olağan dışı bir başarısızlık olurdu. Hemen her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de İnternet yatırımları ve kullanımı gelişmiştir. Bu olağan bir durumdur ve bundan bir başarı hikâyesi çıkarmak mümkün değildir. Üstelik, İnternet kullanımındaki ve aboneliklerde gelişmenin istenen seviyede olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Türkiye’de İnternet kullanıcısı oranının neden Fas ve Gürcistan gibi ülkelerin gerisinde kaldığı; veya her 100 kişi için sabit genişbant abone sayısının neden Trinidad ve Tobago’nun veya Meksika’nın gerisinde kaldığı ayrıca cevaplanması gereken sorulardır. İlk akla gelen nedenlerden biri, Türkiye’nin özelleştirmelerle yakaladığı gelişmeyi sürdürmeyi sağlayacak rekabetçi ortamı yaratamadığıdır. Son yıllardaki İnternet yasakları da İnternet kullanımını geliştirecek yatırımlar için uygun ortamı sağlamamaktadır.


Notlar:

[1] Emin Köksal, “İnternet erişimi ve kullanımındaki bölgesel farklılıklar”, Açık Ekonomi, Aralık 2013.

[2] Andora için 2001 verisi yok. Ancak, Andora 2002’de %11,3 kullanıcı oranı ile Türkiye’nin gerisinde yer alıyor. 2002 yılında Türkiye’deki İnternet kullanıcısı oranı %11,4.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *