Özgürlükleri kısıtlamanın faydaları!

Özgürlükleri kısıtlamanın faydaları!

1 Mayıs yasaklarını biliyorsunuz. Taksim yasak. Kızılay yasak. İstanbul’da vapur seferleri iptal. Otobüsler Taksim’e gitmiyor. Taksim’e gidecek gazeteciler gaz maskelerini hazırlamış durumda… Basın özgürlüğü konusundaki sıkıntıları zaten biliyorsunuz… Bilmiyorsanız, Freedom House’un son raporuna bir bakın. Türkiye geçen sene basının kısmen özgür olduğu ülkeler arasında sayılıyordu, son raporda basının özgür olmadığı ülkeler arasına girdi.

Gündemden sıkıldığınızı biliyorum. Youtube kapalı, VPN de pil yiyor, onun da farkındayım. Ama gelin şu basın ve ifade özgürlüğü konusuna iktisadi perspektiften bir bakalım diyorum. İktisadi dedim diye korkmayın. Çok basit bir şey yapacağız. Özgürlükleri kısıtlayan iktidarların bunu neden yaptıklarını fayda-maliyet penceresinden bakarak anlamaya çalışacağız.

Basın ve ifade özgürlüğünü temel hak ve hürriyetler arasında sayıp, faydalarını hiç tartışmadan bunların demokratik ülkelerin olmazsa olmazları olduğunu söyleyebiliriz. “Doğru olan, ahlaki olan ve olması gereken budur” diyebiliriz. Ne var ki, her nedense hükümetler ve kamu otoriteleri böyle deontolojik argümanları pek ciddiye almıyorlar. Onların bakış açısı daha çok sonuca odaklı oluyor: “Bu ifade özgürlüğü denilen şey, ülkenin, milletin, kamunun ne işine yarayacak?” diye soruyorlar. Parti programlarında, meydanlarda ve TV’lerde basın ve ifade özgürlüğünün, demokratikleşmenin ne kadar önemli olduğunu anlatıyorlar. Belli ki özgürlüklerin toplum için faydalı olduğunu düşünüyorlar. Ya da en azından bize öyle söylüyorlar.

Şimdi gelin biz de politikacılar gibi sonuç odaklı düşünelim ve konuyu fayda-maliyet terazisine yatıralım.

Fayda-maliyet terazisi

Sonuç odaklı düşünen siyasal iktidarlar neden basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak isterler? Fayda-maliyet terazisi perspektifinden bakınca akla iki olasılık geliyor: (a) Basın ve ifade özgürlüğünün faydalarını görmüyor olabilirler. (b) Basın ve ifade özgürlüğünün faydalarını görmelerine rağmen önemsemiyor olabilirler ve bu özgürlükler işlerine gelmiyor olabilir.

(a) Faydaları görmüyor olabilirler mi?
Basın ve ifade özgürlüğü denen şeyin sayısız toplumsal faydası var. Mesela, basın ve ifade özgürlüğü malumata erişimi kolaylaştırıyor; dolayısıyla demokratik ülkelerde sandığın (seçimlerin) uzun dönemde toplumun çıkarlarına hizmet etmesini sağlıyor; eleştirilerin özgürce paylaşılmasını garanti altına alarak iktidarların yanlışlarının ortaya çıkmasını ve böylece ortadan kaldırılabilmesini mümkün kılıyor… Listeyi uzatabiliriz.

Siyasal iktidarların basın ve ifade özgürlüğünün toplumsal faydalarını bilmiyor, bunları görmüyor olması bana çok mümkün görünmüyor. En azından demokratik ülkelerdeki iktidarlarların söylemlerine, parti programlarına bakınca bu toplumsal faydaların farkında oldukları anlaşılıyor. Zaten demokratik toplumlarda siyasal bir yarış sonunda ülke yönetimine seçilenler, demokrasinin işleyebilmesi, siyasal rekabetin anlamlı olabilmesi için basın ve ifade özgürlüğünün vazgeçilmez bir unsur olduğunu biliyordur. Özellikle de muhalefetken seçimle iktidara gelenler, muhalefet oldukları günlerde basın ve ifade özgürlüğünün önemini damarlarına kadar hissetmiştir. Bu sebeple özgürlüklerin toplumsal faydalarını bilmiyor olmaları çok mümkün görünmüyor. Bu sebeple, (a) seçeneğini elemek durumundayız. Peki ya (b) seçeneği?

(b) İşlerine gelmiyor olabilir mi?
Özgürlükleri kısıtlamaya hevesli siyasal iktidarlar, basın ve ifade özgürlüğünün toplumsal faydalarını biliyorlarsa, geriye bu faydaları önemsemedikleri seçeneği kalıyor. Peki bunu neden yapıyor olabilirler?

Dünyanın hemen her yerinde, politikacılar topluma hizmet etmek için iktidara aday olduklarını söyler. Her ne kadar hizmet için göreve talip olsalar da politikacılar da kendi çıkarlarını ve partilerinin çıkarlarını da muhakkak dikkate alırlar. Yani dikkate aldıkları tek şey toplumsal fayda ve maliyetler değildir, kişisel-siyasal fayda ve maliyetleri de göz önüne alırlar. Toplumsal çıkarlarla kişisel-siyasal çıkarların çelişmesi mümkündür.

Siyasal iktidarlar perspektifinden bakıldığında basın ve ifade özgürlüğünün toplumsal faydalarının, iktidarlar için bir maliyet unsuru olduğu görülebilir. Özgürlükler iktidarların sürekli eleştiriye ve kontrole açık olmasını sağladığından, iktidarın verdiği gücün kişisel ve siyasal çıkarlar için kullanılmasını güçleştirir. Bu sebeple, özgürlüklerin artması iktidarların işlerini ve uzun süreler iktidarda kalma hayallerine ulaşmalarını zorlaştırır. Özgürlükler toplum için faydalı olsa da iktidarlar için maliyetlidir. Özgürlükleri kısıtlamak bu maliyeti azalttığı gibi siyasal iktidara sayısız fayda da sağlar.

Örneğin, basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlamanın, biraz daha iktidar keyfi sürmek isteyen hükümetler ve liderler için pek çok faydası vardır. Özgürlükleri kısıtlamak, piyasadaki rekabeti engellemeye benzer. Siyasal tekel oluşturmaya yardımcı olur. Daha doğrusu, iktidarların siyaseti tekellerine almalarına yardımcı olur. Mesela, şeffaflığı azaltarak malumat akışını engellediği için siyasal rekabeti ve böylece seçmenlerin sandıkta karar vermesini güçleştirir. Dolayısıyla, siyasal iktidarın çıkarları perspektifinden bakıldığında özgürlükleri kısıtlamanın faydaları iktidardaki siyasetçiler için son derece çekicidir.

Özgürlükleri kısıtlamanın, iktidardaki siyasetçilerin, eleştirilerle karşılaşmadan rahat rahat gazete okuyabilmelerini, kafaları rahat bir şekilde TV’deki tartışma programlarını seyredebilmelerini veya “can sıkıcı” sorularla karşılaşmadan mülakat verebilmelerini de sağladığını unutmayalım…

Özetle, basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan iktidarlar, her ne kadar özgürlüklerin toplumsal faydalarını görüyor olsalar da bu faydalar iktidardakilerin kişisel-siyasal çıkarlarıyla çeliştiği için özgürlükleri kısıtlamaya meyilli olabilirler. Toplumsal faydayı önemsememelerinin nedeni, özgürlüklerin siyasal iktidarlara getirdiği maliyetler ve özgürlüğü kısıtlamanın iktidara getireceği faydalar olabilir.

Sonuç

Her halükarda talihsiz bir sonuca vardık: Özgürlükleri kısıtlayan iktidarlar, ya özgürlüklerin toplumsal faydalarından haberdar değiller (düşük olasılık), ya da siyasal çıkarlarını, özgürlüklerin sağladığı toplumsal faydadan daha fazla önemsiyorlar (kuvvetle muhtemel).

İyi demokrasilerde, ülkeyi yönetenlerin kişisel-siyasal çıkarlarının toplumsal çıkarların önüne geçmesini engelleyen mekanizmalar vardır. Bu mekanizmaların çoğu basın ve ifade özgürlüğü sayesinde işler. Yani, bu özgürlükleri kısıtlamak, demokratik mekanizmaların da işlemesini engeller. Bu sebeple, bir siyasal partinin çıkarlarını, toplumun çıkarları üzerinde tutması son derece tehlikelidir. Çünkü bu, demokrasiye onarılması zor zararlar verir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *