SİYASETÇİLER NEDEN SAÇMALIYOR?

SİYASETÇİLER NEDEN SAÇMALIYOR?

İşte Açıklaması!

Birkaç gaf örneği vererek başlayalım [1]:

  • “Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değilidir. Binaenaleyh Ege bir göl değildir” Süleyman Demirel
  • “Merhaba asker!” Tansu Çiller, zabıta memurlarına hitaben.
  • Tansu Çiller, Madımak Katliamı’ndan sonra: “Otelin etrafındaki vatandaşlarımıza hiçbir şey olmamıştır.”
  • “Sevgili Kızılderililer” Aydın Güven Gürkan, Kızılcahamam mitinginde halka sesleniyor.
  • “Füzelerle savaş kazanabilirsiniz, ama füzelerin üzerine oturamazsınız.” Deniz Baykal
  • “Diyarbakır, ses vermiyorsunuz Diyarbakır?” (Bingöl mitinginde) – Recep Tayyip Erdoğan
  • “Biz sayın başbakan gibi söz verip sözümüzde duran insanlardan değiliz” Kemal Kılıçdaroğlu

Yakın tarihli iki örnek de şöyle:

  • Karayolları Genel Müdürü Cahit Turhan, İstanbullu’nun trafik çilesine çözüm buldu: “İstanbul’dan gidin!” (2012)
  • Melih Gökçek, Ankaralı’nın susuzluk sorununa çare buldu: “Ankara’dan gidin!” (2007)

Saçma değil mi?

Evrensel bir gerçek var: Siyasetçiler sık sık saçmalıyorlar. Bununla da kalmıyor, sık sık cinsiyetçi, ayrımcı, ırkçı yorumlarda bulunuyorlar. Bugün bir şey diyorlar, ertesi gün çark edip tam aksini söylüyorlar. Çoğu zaman da Twitter’da TT olmak pahasına herkesin dalga geçeceği anlamsız sözler ediyorlar. Peki neden?

Daniel Kahneman Thinking Fast and Slow adlı kitapta şöyle diyor:

“Beyinleri çok meşgul olan bireyler diğer insanlara göre daha bencil seçimler yaparlar, daha fazla cinsiyetçi yorumda bulunurlar ve boş boş konuşma ihtimalleri daha yüksektir.”

Siyasetçiler de meşgul insanlar. O yüzden bencil davranmaları, bazen boş boş konuşmaları, ayrımcılık yapmaları ve saçmalamaları normal. Sakın itiraz etmeyin! Bilim böyle buyuruyor!

Açıklayayım.

Daniel Kahneman diyor ki, insan beyninde bir adet hızlı karar veren, düşünmeden hareket eden kısım (sistem 1) ve bir adet de hesap kitap yapan, olguları dikkatlice inceleyen ona göre karar veren bir kısım (sistem 2) var. Sistem 1 dediğim, otomatik tepki veren sistem işte. Refleksler falan. Ama sadece o da değil. Mesela sizi arayan birinin sinirli olduğunu anında sesinden anlamanız sistem 1’in işi. Gerçi ne halt karıştırdığınızı bilmeniz de buna katkı yapıyordur ama olsun, sonuçta otomatik oluyor. Ha şu da olur, misal arkadaşınız şaka olsun diye kafanızdan aşağı suyu boşalttı, siz de yumruğu çaktınız. Sistem 1 arkadaşınız 0.

Sistem 1 günlük hayatımızın önemli bir kısmını idare ediyor. Yine örnek vereyim. Seçimde oy vermeye gittiniz. Neye göre verdiniz? Sizi bilmem ama pek çok insan, partilerin programlarını okuyup, önerilerinin yapılabilirliğini denetleyip karar vermiyor. Bunun yerine daha basit bir soruya cevap veriyor: “Ben bu partinin başkanını seviyor muyum, bunlara güveniyor muyum?” diye soruyor, seviyorsa, güveniyorsa basıyor EVET’i. Yani seçimleri projeler değil, sistem 1 kazandırıyor. AKP sistem partisi oldu diyorlar bu yanlış olabilir. Bu teoriye göre AKP sistem 1 partisi, CHP de sistem 1 muhalefeti olarak yorumlanabilir. Zaten sistem 2 partilerinin hepsini toplasan %2 oy almıyorlar.

“Seçimde sistem 2 ne yapıyor?” diye soruyorsunuz biliyorum. Sistem 2 genelde eve ekmek getirmek, faturaları ödemek için takla atmak ve apartman yöneticisinin ne kadar parayı iç etmiş olabileceğini hesaplamak gibi işlerle uğraşıyor. Sistem 2 yoğun olduğu için vatandaş seçimi sistem 1’e bırakıyor. Hesap kitap yapmadan hisleriyle oy veriyor.

Zaten çoğu zaman sistem 1’le idare ediyormuşuz. Kafayı fazla yormadan yaşıyormuşuz. Ancak, işler güçleştiğinde, mesela bir matematik problemi çözmemiz gerektiğinde sistem 2 devreye giriyormuş. Onun dışında, beynimiz genelde annesinden, babasından ve öğretmenlerinden hayata dair ne öğrendiyse, onu otomatik olarak uygulamakla idare ediyormuş. Çoğunlukla düşünerek değil, izlenimleriyle karar verip hareket ediyormuş. Ne yapayım, ne edeyim diye kafayı pek yormuyormuş. Kahneman’ın yazdıkları doğruysa, genel olarak beyin tembelliği problemimiz var. Ama olsun. En azında kafamız rahat.

Şimdi siyasetçilerin saçmalamasını daha iyi anlayabiliriz. Siyasetçiler meşgul insanlar, kafaları da sürekli bir takım hesaplar yapmakla meşgul. Dolayısıyla, sistem 2 sürekli çalışıyor. Ancak sistem 2 sonsuz sayıda problemi aynı anda çözemiyor. İnsan aklı sınırlı, hesap kitap yaparken aynı anda başka bir konu çıkınca sistem 2 hata veriyor. Bunun nasıl olduğunu şöyle görebilirsiniz. Birlikte tempolu bir şekilde koşarken arkadaşınıza “28×72” kaç eder?” diye sorun. Eğer arkadaşınız cevap vermeye çalışırsa, tempoyu bozacaktır, yavaşlayacaktır. Çünkü, sistem 2 tempoyu tuturmak için çalışmaya ayırdığı kaynakları 28×72’yi hesaplamak için kullanmaya başlayacaktır. Şimdi, kafanın iyice meşgul olduğunu düşünün, tam o sırada gazeteciler size saldırıyor, “şu konudaki yorumunuz nedir? Bu konuda ne diyorsunuz?” gibi sorular soruyor. Ne olacak? Ya yaptığınız hesapları bırakıp bu soruların cevaplarını ciddi ciddi düşüneceksiniz ya da amaan “başım işimden aşkın” (kafa gitmiş) deyip, sorulara sistem 1’i kullanarak otomatik cevaplar vereceksiniz. İşte sistem 1, “gerken yapılıyor”, “tüm önlemler alınmıştır”, “halkımızın acısını paylaşıyoruz”, “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde”, “bir takım medya”, “birilerinin oyununa gelmeyelim” falan gibi lafları sizin için hemen üretecektir. Tabii sistem 1 otomatik cevap vereceği için derinlerde gizlediğiniz bazı duygularınızı da ağzınızdan kaçırabilirsiniz, mesela “noel baba adam olsa kapıdan girerdi” diyebilirsiniz veyahut insanların etnik kökenleriyle, cinsel kimlikleriyle ilgili aşağılayıcı düşüncelerinizi ağzınızdan kaçırabilirsiniz.

Kısaca, kafanız megulken sistem 1, ya soruyu geçiştirecektir ya da sizin derinlerde yerleşmiş inançlarınızı, varsa ayrımcılığınızı, cinsiyetçiliğinizi vb. ortaya çıkartacaktır.

Aslında, çok meşgul olmak sarhoş olmaya benziyor. Alkol alınca sistem 2’nin çalışmasını engelliyorsunuz, bu nedenle sistem 1’le idare etmek durumunda kalıyorsunuz. Gecenin sonunda kaç bira içtiğinizi hesaplayamamanızın nedeni sistem 2’nin iptal olması. Bunu yerine, “kaç tane içtin” diye sorulduğunda ancak “iyi içtik be ya hihohaha” veya “içtik işte birkaç tane aşkitom” diyebiliyorsunuz. Sistem 1’in elinden gelen bu kadar! Ama daha önemlisi, alkol sistem 2’yi iptal ettiği için hesabını kitabını yapmadan konuşuveriyorsunuz. Bilincinizin en derinlerine sakladığınız o acayip duygular ve inanışlar ortaya çıkıyor. Eğer en derinde içinizde bir ırkçılık varsa, ortaya çıkıyor. En derinde bazı cinsel problemler varsa, ortaya çıkıyor. Alkollüyken neler yaptığınızı düşünürseniz, bana hak vereceksiniz (ya da “aksırana tıksırana kadar içenlerin” ne yaptığını düşünün, o da olur). İşte siyasetçiler de o kadar meşguller ki o yüzden biraz sarhoş gibi oluyorlar. Tabii onlar alkolle değil, meşguliyetle sarhoş oluyorlar. İş yapma aşkı böyle talihsiz kazaların olmasına neden oluyor. Kısaca, iş yapma aşkı sarhoş ediyor. Meşguliyetten sarhoş olunca da (yani, sistem 2 iptal olup, sistem 1 devreye girince de) konuyla ilgili dikkatlice düşünmeden cevap veriyorlar, bazen boş boş konuşuyorlar, bazen de gizlemeye çalıştıkları bazı düşünceler ortaya çıkıyor. Her insan gibi onlar da hata yapıyor.

Şimdi konuyu anladık sayılır. Ancak bir sorun var. Siyasetçiler meşgul dedik. Onlara sorulan sorularla meşgul olsalar, verilecek düzgün bir yanıtları olur. Demek ki, başka konularla meşgul olmalılar! Peki bu siyasetçiler neden kendilerine sorulan konular hakkında düşünmüyorlar? Siyasetçinin işi bu konular hakkında düşünmek değil midir? Ankara’da çöken metro inşaatı, İstanbul’da kapanan yollar, faili mechul cinayetler, Uludere bombalaması, yoksulluk, Hrant Dink davası ve insan hakları ihlalleri hakkında dikkatlice düşünmeleri gerekmiyor mu? Bunlarla meşgul olmaları, sistem 2’yi bu işler için kullanmaları gerekmiyor mu? Eğer bunlarla meşgul değillerse, beyinlerini meşgul eden ve sistem 2’yi bu meseleler üzerinde çalışmaktan alıkoyan nedir? Neyle meşgul bu siyasetçiler?

İyi niyetle başladığımız yazımızda talihsiz bir sonuca ulaştık. Anlattığım teori doğruysa, siyasetçiler ülkelerinin önemli meseleleriyle değil başka işlerle meşgul olmalılar. Ben böyle bir teorinin doğru olabileceğine ihtimal vermek istemiyorum. Bence bu teoriyi ortaya atan Daniel Kahneman kendine bir çeki düzen vermeli. Sonuçta onun teorilerine muhtaç değiliz. Teori üretse ne olur, üretmese ne olur. Siyasetçilerin üzerine bu kadar gitmesi bu işte başka bir iş olduğunu gösteriyor. Birilerinin oyununa gelmiş olabilir. Tam da birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde!


[1] http://tr.wikiquote.org/wiki/Siyasi_gaflar ve http://galeri.haberturk.com/gundem/galeri/406572-siyasetcilerin-unutulmaz-gaflari-/1/1

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *