KAHRAMAN BAKKAL AVM’YE KARŞI

KAHRAMAN BAKKAL AVM’YE KARŞI

Hürriyet’in haberi özetle şöyle:

Esnafa iyi AVM’lere kötü haber

250 milyar dolarlık perakende pazarı zapturapt altına alınacak. İsteyen istediği yerde AVM, berber, bakkal açamayacak.

İsteyen İstediği Yere Avm Yapamayacak

Taslağa göre il bazında stratejik ticari planlar hazırlanacak. [Kurulacak] komisyon, hazırlayacağı planlarda cadde cadde, sokak sokak nerede, hangi mesafede kaç tane AVM, bakkal, berber, kuru temizlemeci açılabileceğini belirleyecek. Böylece üç ayda batan bakkal, berber olmayacağı gibi, rastgele açılan AVM’ler nedeniyle de esnaf zarara uğramayacak.

Planlara uymak ‘zorunlu’ değil; gönüllü olacak. Ancak bu plana uymayan hiçbir devlet teşviğinden ve desteğinden yararlanamayacak.” (Hürriyet 8.10.2013)

Dünya gazetesi de haberi şöyle vermiş:

“AVM’de esnaf ve sanatkâra belirli oranda yer ayrılacak.

Esnaf ve sanatkâr işletmelerinin alışveriş merkezlerinde faaliyet gösterebilmelerine imkân sağlanacak, ayrıca kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin yaşatılmasını teminen bu meslek erbabının alışveriş merkezlerinde faaliyet göstermeleri mümkün hale gelebilecek.” (Dünya 8.10.2013)

Haberi okuyunca mahallenin bakkalı Mehmet’e gidip müjdeyi verdim, “hadi yine iyisin, AVM’de köşeyi kaptın” dedim. Mehmet, şaşırdı tabii. Haberi okumamış. Hemen bilgilendirdim.

“AVM’lere esnaf-sanatkâr kotası geliyormuş. Hürriyet, ‘esnafa iyi AVM’lere kötü haber’ diye başlık atmış. Belli ki bakkallar için, kunduracılar için iyi bir şeyler oluyor, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı esnafın, sanatkârın yüzünü güldürecek bir düzenleme yapıyor.”

Mehmet’in gözleri parladı. “Abi şu yeni açılacak AVM’de bir dükkân verirlerse valla köşeyi döneriz” dedi ama sonra şüpheyle devam etti “milyon dolarlık dükkânların olduğu yerde kim bize dükkân verir hocam?”

Emin olmak için Dünya gazetesindeki haberi dikkatlice incelemeye koyulduk. Haberi iki kez okuduktan sonra Mehmet, “Ne diyor hocam bu? Ben anlamadım.” dedi.

Ben de tam anlamamıştım. Haberde “Gelebilecek”, “olabilecek”, “sağlanacak” gibi ifadeler kullanılıyordu, ancak bu olabileceklerin nasıl olacağı söylenmiyordu. Anlamayınca bir daha okuduk, Mehmet, “250 milyar dolarlık perakende pazarı[highlight color=””] zapturapt[/highlight] altına alınacak” İfadesine dikkatimi çekti ve “Ohoo nerede dükkân açacağımıza da karışacaklar desene!” dedi.

“İsteyen istediği yerde AVM yapamayacak. Bu iyi bir şey değil mi?” diye sordum.

“Hocam, bugüne kadar isteyen istediği yerde AVM yapabiliyor muydu yani? Devletten izin almadan koca AVM’yi nereye dikiyorsun?”

“Doğru aslında…”

“Peki, hocam, isteyen, istediği yerde berber, bakkal açamayacak: Bu ne demek? Tüm şartları sağlasan da devlet şu noktada berber açmana izin vermeyecek mi demek?”

Hakikaten bu ne demek? Okudukça esnafa verilen bu müjdenin ne anlama geldiği muğlaklaşıyor, anlaşılmaz hale geliyordu. Bakan Hayati Yazıcı’nın sözlerini dikkatlice okuduk:

“Bu planlarda, ticaret bölgeleri tespit edilecek, bu bölgeler ile sokak, cadde, mahalle ve ilçe bazında azami fayda sağlayacak perakende işletmelerin sayısı ve konusu belirlenecek. Böylelikle, perakende işletmelerin kuruluş yeri için adeta ‘ücretsiz bir fizibilite imkânı’ sunulacak. Bu işletmelerin yanlış yer seçimi sebebiyle kapanmalarının ve muhtemel kaynak israfının önüne geçilmiş olacak” (Hürriyet 8.10.2013)

Bu sözler ne anlama geliyor? Sanırım şu demek: Söz konusu olan, bakkallık olsun, nalburluk olsun, elektrikçilik olsun, AVM olsun, tekstil olsun, devletimiz en iyisini, en doğrusunu bildiğine göre, esnafa da, sanatkâra da, multi-milyarder yatırımcıya da nerede dükkân açılacağını gösterecek. Bu yaklaşım sayesinde innovasyon ve girişimcilik konferanslarında, paralar har vurulup harman savrulmayacak. Yatırım yapmak isteyen, dükkân açmak isteyen devletimize gidecek, “küçük bakkal için Beşiktaş civarında en uygun nokta neresi?” diye soracak, devletimiz bakkal adayımıza yer gösterecek, “dükkânı burada aç, köşeyi dön” diyecek. Belki de kiralık yer bulacak, mal tedariki için yardımcı olacak, sabah dükkânın önüne gelen kamyon yolu tıkamasın diye bir adam gönderip paralel park konusunda yardımcı olacak… Sonuçta devlet, bakkal için, esnaf için bu kadarını bile yapmayacaksa ne yapacak!

Özetle, bir plan yapılacak, uymak gerekecek ama uymak da gönüllü olacak! Uyarsan belki biraz teşvik verilebilecek ya da uymazsan teşvik verilmeyecek. Yer gösterilebilecek, fizibilite konusunda yardımcı olunabilecek. Durum bu. Görünmez el OUT, devletin görünür ve şefkatli eli IN. Tabii batarsan yine sen batacaksın. O konuda bir değişiklik yok.

Ben bunları anlatmaya çalışırken Mehmet, haberlerin açık olmayan ifadeler içerdiğini söyledi. Fark ettik ki haber iki gazetede de neredeyse aynı ifadelerle aktarılmış: Olanak sağlanacak, mümkün hale gelecek, olabilecek… Peki nasıl? AVM’de kunduracı, yorgancı veya bakkal açmak isteyenlerin kirası mı ödenecek? Massimo Dutti’nin yanına açılacak kunduracının kirasını devletin vermesi harika bir olay tabii. Kimse itiraz edemez. Ama kirayı vereceği kesin değil. Olabilecek, mümkün olabiliring gibi bir şeyler deniyor. Ha keza yorgancının da Victoria’s Secret’ın yanına bir dükkân açmayı başarabilmesi, kirayı bir şekilde ödeyebilmesi, AVM müşterisinin yorganları mağazaya getirip hallaç yayı ile yorgan pamuklarının dövülmesini talep etmesini sağlayabilmesi de ayrıca güzel olur. Yorgancılık mesleği açısından büyük bir atılım olur. Sonuçta devletimiz hallaç ustalarına bu imkânı tanıyabilecekse, bundan güzel bir şey olabilir mi?

Baktım Mehmet bana boş boş bakıyor. “Ne oldu?” diye sordum. “Abi her AVM’de kocaman bir iki tane süpermarket var. Bu süpermarketlerde tavuk kanadından paraşüte kadar her şey satılıyor. Ben bunun yanına dükkan açsam bizim dükkanı süpermarketin promosyon çalışması sanırlar… Abi ben bu işten bir şey anlamadım. Her şeyiyle çok mantıksız!”

Belki haklı ama sonuçta devletimiz iyi niyetli bir çalışma yapmış hemen bu şekilde yargılamamak lazım. Mehmet’e bir şey söylemem gerekiyordu. “Oğlum kiranı verecekler, yer gösterecekler, AVM’de dükkânın olacak hala mız mız ediyorsun” diyecektim ama kızar diye korktum.

Öte taraftan, düşündüm, Mehmet yıllardır esnaflık yapıyor. Ona işini öğretmek de bana düşmez. Mehmet, girişimci çocuk işini bilir. AVM’de kâr edeceğini bilse, çoktan AVM’de yer kiralamış olurdu. Geçenlerde iki mahalle öteye ikinci bir dükkân açmış. İşleri iyiymiş. Bizim buradaki dükkânda, Mehmet, evlere servis yapıyor, güler yüzle hizmet satıyor. Müşterinin ne yediğini, ne içtiğini biliyor. Sen istemeden almak istediğin şeyi hatırlıyor. Telefonda sesini tanıyor, hemen hal hatır soruyor. İşini iyi yapıyor yani. Süpermarkette satılmayan belki de tek hizmeti satıyor, kişiye özel perakendecilik yapıyor. Para kazanacağını bilse, para Çin’de de olsa gider iş kurar. AVM’de iş kurmak ona mantıklı gelmiyorsa bir bildiği vardır. Yetkililer bu tür işlere girmeden Mehmet’e bir uğrasın. Mahallede dükkân açılabilecek yerleri en iyi o bilir. Tabii her mahallenin bir Mehmet’i var. Onlar da mahallelerini çok iyi biliyorlar. Neye talep var, neye yok, buraya berber açsam iş yapar mı gibi bilgiler hep Mehmetler’de. Devletin Mehmetler’in sahip olduğu bilgiyi toplaması ve uygulanabilir şekilde kullanması, şurada bakkal açalım, şurayı berber, şurayı da elektrikçi yapalım demesi mümkün değil. Öte taraftan, Mehmet’e yer göstermeye çalışması da, AVM sahibine “burada yorgancı açılacak” demesi de gerçekten ekonomi konusunda büyük yenilikler. Bunları yakından takip etmemizde fayda var. Ben bu plandan alınacak çok dersler olduğunu seziyorum. Tasarı açıklanınca, bunu dikkatlice inceleyelim derim.

Perakende pazarını zapturapt altına alacak tasarı piyasaya çıkana kadar, Hayek’in “The Use of Knowledge in Society” başlıklı makalesini ön hazırlık olarak okumanızı tavsiye ederim. Zamanınız kalırsa, iktisadi planlama konusundaki zamanın tartışmalarına da bakın derim. Google’de “Socialist Calculation Debate” diye aratın, Google sizin için bulur. Bunları okuduktan sonra, Türkiye usulü Zapturapt Modeli’ni daha iyi anlayacağımıza inanıyorum. Sonuçta temel politika aracımız zapturapt altına almak, bunu iyi anlamamızda sonsuz fayda var!


İlgili okuma: Hayek, Friedrich A., “The Use of Knowledge in Society.” 1945 . Library of Economics and Liberty. 8 October 2013. <http://www.econlib.org/library/Essays/hykKnw1.html>.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *