Browsed by
Category: Değerlendirme Notu

REBER PLANI

REBER PLANI

San Francisco Körfezi Projesi Neden Yapılmadı?

1940’lar. San Francisco, Kaliforniya. Su sorunu büyük! Kahramanımız John Reber, San Francisco’nun su sorununu kökten çözecek bir proje önererek Kaliforniyalıları umutlandırıyor: Reber Planı veya diğer adıyla San Francisco körfezi projesi!


Bu yazı San Francisco’nun su sorunu kökten çözecek bir projenin, Reber Planı’nın hikâyesini anlatıyor. 1940’larda John Reber’in önerdiği bu büyük proje, San Francisco körfezinde su ihtiyacını karşılayacak iki büyük tatlı su gölü oluşturmayı, körfeze yeni arazi kazandırmayı, proje kapsamında tren yolu ve otoyollar inşa etmeyi, bir deniz üssü kurmayı ve taş ocaklarını yakıt ve mühimmat depolarına çevirip, gizlenmiş hangarlar inşa etmeyi öngörüyor. Hem su ihtiyacını karşılayacak, hem şehrin ekonomisini canlandıracak bu proje, askeri açıdan da çekici. Ne var ki, tüm cazibesine rağmen Reber Planı, istenmeyen bazı sonuçlar ortaya çıkarabileceği kaygısıyla rafa kaldırılıyor.

Projeyi eleştirenler, Reber Planı’nın ekosistemi olumsuz yönde etkileyebileceğini, çevreye zarar verebileceğini ve hatta su sorununu çözmekte yetersiz kalabileceğini iddia ediyorlar. Sonuç olarak, onların dediği oluyor ve proje rafa kalkıyor. Peki, projeyi eleştirenler, nasıl olup da projeyi destekleyenleri ikna ediyor? İşte bu sorunun cevabı Reber Planı’nın hikâyesinin can alıcı kısmını oluşturuyor.


Değerlendirme notunu aşağıdaki bağlantıyı kullanarak indirebilirsiniz.

pdf Aydınonat, N. Emrah (2013) “Reber Planı: San Francisco Körfezi Projesi Neden Yapılmadı?“, TEPAV | Değerlendirme Notu | N201337

İSTANBUL SON AĞAÇ HAVALİMANI

İSTANBUL SON AĞAÇ HAVALİMANI

[intro]İstanbul’un 3. havalimanı hakkında bilmeniz gerekenler![/intro]

İstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanının doğaya vereceği zararlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın web sitesinde yayınlanan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporunda yer alıyor. Bu resmi belgeye göre 3. havalimanı projesi nedeniyle bölgedeki ağaçlar kesilecek, orman ve doğal yaşam büyük ölçüde tahrip olacak, yapılaşma ve çevre kirliliği artacak. Özetle, 3. havalimanı projesinin çevreye vereceği zararların boyutu çok büyük. Bu zararlar, 3. köprü ve Kanal İstanbul gibi projelerin yapılmasıyla kat be kat artacak. Öyle ki, gelecekte bir gün, Türkiye’nin gelecekteki başbakanlarından biri ‘O son ağacı kesmeyecektik!’ diye bir açıklama yapıp, geçmişte yapılan çevre katliamları için halktan özür dilemek zorunda kalabilir. Hatta gelecekteki bu başbakan bize 25. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aşağıdaki sözlerini hatırlatabilir ve keşke o zaman Başbakan’ı dinleseymişiz diyebilir:

‘Büyüme ve kalkınma dediğimiz süreç böyle devam ederse, ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacak. Bu acımasız rekabet, bu hırs, bu tamah böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya var olmayacak. Çok bilinen bir Kızılderili sözünü burada bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyorum. ‘Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün hayvanlar avlandığında, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hale geldiğinde, işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız’’Başbakan Recep Tayyip Erdoğan – 8 Nisan 2013

Bu yazı, İstanbul’a yapılacak 3. havalimanının çevreye vereceği zararları dikkatinize sunuyor ve iki önemli soru soruyor: (1) Devlet çevreye zarar vereceğini açıkça bildiği bir projeden neden vazgeçmedi? (2) ÇED raporunun yayınlanmasından sonra kamuoyu neden bu ihalenin yapılmasına etkili bir biçimde itiraz etmedi?

Değerlendirme notunu aşağıdaki bağlantıyı kullanarak indirebilirsiniz.


 

pdf Aydınonat, N.E. (2013) “İstanbul Son Ağaç Havalimanı – İstanbul’un 3. havalimanı hakkında bilmeniz gerekenler!”, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Değerlendirme Notu, N201324

KORSAN TAKSİ

KORSAN TAKSİ

Yahu Biz Bu İşi Niye Yapıyorduk? Korsanla Mücadele ve Devletin İstanbul Taksi Piyasası ile İmtihanı

2011 yılı genel seçimlerinden birkaç ay önce, Başbakan Erdoğan’ın korsan taksilere savaş açtığı ile ilgili haberler okumuştuk. Türkiye Taksiciler Vakfı ve İstanbul Taksiciler Odası’nın bir toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan şöyle diyordu:

Korsan olayı, […] bir hakkın gaspıdır. Böyle bir hakkın gaspına müsaade etmek mümkün değildir. Benim aldığım raporlar, bilgiler, bir gerileme var ama anlaşılıyor ki, bu işte caydırıcılığı, bizim çok daha farklı bir noktaya doğru taşımamız lazım. Bu nedir; birinci, ikinci, üçüncü kademe olmak üzere burada elindeki arabasına varıncaya kadar alma yoluna gitmemiz gerekir.

Korsan taksi yasası” seçimlerden yaklaşık bir yıl sonra yürürlüğe girdi. Yasanın yürürlüğe girmesinden önce İstanbul’da 60 bin korsan taksi olduğu tahmin ediliyordu. Yasadan sonra ise bu sayının 30 binler civarına düşmüş olduğu iddia ediliyor. İstanbul’daki yasal taksi sayısının 18 bin olduğu düşünülürse, korsan taksi sayısı halen kabul edilemez boyutlarda. Bu yazı, korsan taksi yasasının ve bu yasa kapsamında alınan polisiye tedbirlerin korsanla mücadele için yeterli olup olmadığını tartışıyor.

İstanbul taksi piyasasıyla ilgili devlet düzenlemelerinin, özellikle de tahditli plaka uygulamasının, dört temel amacı var: (1) Ulaşım ihtiyacını kolaylaştırmak, (2) Toplu taşımacılığı geliştirmek, (3) Korsan taşımacılığı önlemek, ve (4) Taksi şoförlerinin haklarını korumak. Ne var ki, taksi piyasası düzenlemeleri bu amaçların hiçbirine ulaşılamıyor. Mevcut yasa ve bu yasa kapsamında alınan polisiye tedbirler de korsan taşımacılıkla mücadele etmek için yeterli değil. Devletin İstanbul taksi piyasasındaki düzenleyici rolünü gözden geçirmesi ve bazı ek düzenlemeler uygulaması gerekiyor.


 

Değerlendirme notunu aşağıdaki bağlantıyı kullanarak indirebilirsiniz.

pdfAydınonat, N. Emrah (2013) “Yahu Biz Bu İşi Niye Yapıyorduk? Korsanla Mücadele ve Devletin İstanbul Taksi Piyasası ile İmtihanı“, TEPAV | Değerlendirme Notu | N201320

2023’te 25 BİN DOLAR GELİR HAYAL Mİ?

2023’te 25 BİN DOLAR GELİR HAYAL Mİ?

Hayal Değil, Ama…

Arada kesintiler olmuş olsa da 1980’lerden beri Türkiye ekonomisi büyük bir yapısal değişimle birlikte büyüdü. 1975 yılında kişi başına gelirimiz (cari fiyatlarla) 1.500 dolardı, bugün ise yaklaşık 10.500 dolar. 2023 hedefleriyle iktisadi büyümenin sürdürülmesi amaçlanıyor. Peki, daha fazla büyüyerek Türkiye’de yaşayanları gerçekten zenginleştirebilecek miyiz? Refahlarını, yaşam standartlarını iyileştirebilecek miyiz? Büyümenin her zaman kalkınmaya yol açmayabileceğinin farkında mıyız? 2023 hedefleri, özünde Türkiye’yi gelişmiş ekonomiler ligine sokmayı amaçlıyor. Bu amaca ulaşabilmek için iktisadi politikaların tek başına yeterli olmayacağını unutmamamız gerekiyor. 1980’lerden bugüne izlenen politikalardan farklı olarak, Türkiye’de yaşayanların refahlarını, özgürlüklerini, sağlıklarını, eğitimlerini iyileştirmeye, fırsat eşitliğini sağlamaya ve bunlar için gerekli sosyal ve siyasal reformları yapmaya ihtiyacımız var.

Kişi başına 10 bin dolar gelire ulaşmamızı sağlayan, nüfusu köyden kente, istihdamı ise tarımdan imalata kaydırmayı başaran iktisat politikalarıydı. Bu politikalarla ulaşılabilecek büyümenin sınırına ulaştık. 2023’te 25 bin dolar gelire ulaşabilmek ve gelişmiş ülkeler ligine katılabilmek için farklı politikalara ihtiyacımız var…

Değerlendirme notunu aşağıdaki bağlantıyı kullanarak indirebilirsiniz.


pdf Aydınonat, N.E. (2012) “2023’te 25 Bin Dolar Gelir Hayal Değil Ama…”, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Değerlendirme Notu, N201245